gazetecilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gazetecilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2018 Salı

Başım göğe erdi: Hürriyet'te stajımı yaptım!

Merhabalar efendim merhabalar uzun zaman sonra da burada olduğunuzu bilmek ne büyük mutluluk. "Sen yıllardır yazıyorsun nerelerdesin?" diye soranlar oldu. Ben hiç bırakmadım ki yazmayı, defterlerime yazdım, kağıtlara yazdım, telefonumun not bölümüne yazdım sadece paylaşmaya ara verdim. Bu kötülüğü de bilgisayarı açmaya üşendiğim için yaptım. Gerçekten tek nedeni bu, bilgisayarı açıp yazı girmek çok zor geldi. Ha ama bütün yaz ne yaptım? Bilgisayarın başında oturdum. Ben üniversiteyi kazandığımdan beri beklediğimiz gün geldi çattı, Hürriyet'te stajımı yaptım ve geri dönüşüm de bu güzel olayı anlatarak başlasın istedim. Çünkü yazılarım ve ben artık bir yere gitmiyoruz.



Gazeteci olma hayali kurduğumda 12 yaşındaydım ve evde hep Hürriyet okunduğundan mıdır ki
gazeteciliği de o yaşımdan beri Hürriyet'te yapmak istedim. Sınav sonucum açıklandığında (zaten tüm tercihlerim gazetecilikti) ne yapıp ne edip Hürriyet'e girmeyi kafama koymuştum. Okul hayatım boyunca yaptığım tüm röportajlar da Hürriyet'e bir adım daha yaklaşabilmek içindi. Yaptığım röportajların biri sayesinde de bu gerçekleşti. Üniversite birinci sınıfta Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkan Yardımcısı Gülsün Kaya aracılığı ile İpek Yezdani ile iletişime geçtim kendisi de CV'mi insan kaynaklarına iletmemde yardımcı oldu. Aradan bir ay geçtikten sonra Hürriyet'ten aradılar ve staj için görüşmek istediler ancak birinci sınıf olmam nedeniyle okul sigortamı karşılamıyordu bu yüzden birinci sınıfın yazında staj yapamadım. 2. sınıfın yaz tatilinde de Antakya'da olmam gerektiği için ben başvuru yapmadım ama bu süreçte de boş durmayıp röportaj peşinde koşturmaya devam ettim. 3. sınıfın ikinci dönemi tekrar İpek Hanım'la iletişime geçtim o da "CV'mi insan kaynaklarına iletebileceğini ancak %100 garanti veremeyeceğini belirtti. Yani bazı arkadaşları hayal kırıklığına uğratmak gibi olacak ama torpille girmedim, zaten staj bu staja en fazla ne kadar bir torpille girebilirsin bunun dedikodusunu yapıp can sıkmak bile büyük bir basitlik örneğiydi.

23 Ekim 2017 Pazartesi

Şükrü Küçükşahin "İyi ki yürümüşüm ve iyi ki bu kitabı yazarak tarihe not düştüm"

Bu yıl Türkiye siyasi tarihinde bir ilk yaşandı ve ana muhalefet lideri Enis Berberoğlu’nun tutuklanması ve ülkedeki tüm adaletsizlikler için Ankara’dan İstanbul’a yürüyeceğini açıkladı. 432 kilometre milyonlar eşliğinde 25 günde tamamlandı. Bu önemli siyasi olayı en başından beri izleyen ve de kitaplaştıran 35 yıllık gazeteci Şükrü Küçükşahin ile buluştuk ve hem “Magna Carta’dan 802 yıl sonra Adalet için yürümek” kitabını hem de Adalet yürüyüşünü konuştuk. Yolun başında bir gazeteci adayı olarak benden daha usta bir gazeteciyle röportaj yapmanın mutluluğunu duyuyorum. Hadi hep birlikte sohbetimize bir göz atalım…

Adalet yürüyüşüne katılma nedeniniz nedir?

Adalet yürüyüşüne iki nedenle katıldım. Birincisi, bence bir gazetecinin böyle siyasi etkinlikler – ki ben 35 yıllık gazetecilik hayatımda hep siyaseti izlemiş bir gazeteciyim- ancak bir kez denk düşer. Her gazetecinin bu yürüyüşü izlemesi gerekirdi çünkü sadece Türkiye’nin değil dünyanın en önemli siyasi yürüyüşlerinden birisiydi. Uzunluk ve süre olarak da en uzunu bu yürüyüştü. Milyonlar katıldı, bunu izlemek bir gazetecilik göreviydi ve keşke bütün gazeteciler izleyebilseydi. İkincisi de Türkiye’de gerçekten çok ciddi adaletsizlikler yaşanıyor ve bizim mesleğimiz de bundan nasibini fazlasıyla almıştı. 170 gazeteci cezaevinde, 2000’den fazla gazeteci mesleğinden edilmiş. Bunlardan biri de bendim. Ben bu yürüyüşü izlerken her gün 16.16’da 4X4 gündem adlı Periscope yayınlarımda halka izletmeye çalıştım. Bir gazeteci olarak izlediğimi itiraf edeyim ama Türkiye’de gazetecilik ve aktivistlik biraz iç içe geçti. Bu kadar çok gazeteci cezaevindeyse, gazeteciler tabii ki sokağa çıkmak, gösteri yapmak, demokratik anlamda haklarını kullanmak zorundalar çünkü cezaevinde olanların çoğunun tek suçu gazeteci olmak. Ben örneğin Cumhuriyet davasını izledim, haberin neden o sayfada kullanıldığı ve gazetenin yayın politikası tartışıldı. Tutuklu sanıkların herhangi bir bombasından, şiddetinden, ele geçirilmiş bir silahından söz edilmedi sadece haber konuşuldu. Türkiye için çok ciddi bir hukuksuzluk ve gerçekten gazeteciliğin bittiğinin göstergesi. Hem benim gibi haksız bir şekilde işinden edilmiş, mesleğine aşkla bağlı 35 yıllık bir gazeteci için kaçınılmaz bir fırsattı aynı zamanda görevdi benim için. İyi ki de yürümüşüm, o insanları gözledim ve iyi ki bu kitabı onlar adına yazarak tarihe bir not düştüm.