22 Ocak 2016 Cuma

Küçüğüm daha çok

Büyümek nedir? Bir insan nasıl büyür?
İlkokulda ailesi bile kıyamazken öğretmenlerinden yediği dayaktan sonra mı ya da acımasız sınıf arkadaşlarının en ufak açığında dalga gecmesiyle mi?

Ergenliğe girer girmez üzerine yüklenen ağır sorumluluklarla mı yoksa hayatını bir şeyleri gizlemeye çalışarak yürütmeye çalışmasıyla mı?

Sevilmek istediğinde tekme yiyip bütün
hayatının böyle geçeceğini kabullendiğinde mi yoksa arkasından bıçaklamayacak insan kalmadığı zaman mı?

Mutsuz olduğu için "ayaklı keder" denildiğinde mi veya mutlu olduğu zaman yakıştırılmadığını fark ettiğinde mi?


En büyük desteği ailesinden görmesi gerekirken, en önce onların arkasını döndüğünü gördüğünde mi?

 Kalan kişi olmayı zor zannederken giden kişi olduğu zaman mı?

Yoksa kalbinden iyiliği söküp nefret duygusuna sarıldığında, midesinde uçuşan kelebekler zehirlendiğinde, zihnindeki masumiyet yok edildiğinde mi?

Yere düştüğü her zaman elinden tutup kaldırılmak yerine bir tekme daha yediğinde mi?

Güven nedir unutmaya başlayıp hırs ve kine tutunduğunda mı büyür bir insan?

Bunların hepsine evet diyebilirsin ya da yok artık bu kadarı fazla da...

Ki umarım bu kadarını fazla bulan taraftasındır bunca şeyi herkes kaldıramaz çünkü.

Ben cevap vereyim mi insan ne zaman büyür?

İnsan hayal kırıklığına, yenilmeye, umursanmamaya alıştığı zaman değil. Her şeye rağmen, çıkan bütün engellere rağmen baştan başladığı zaman büyüyor.

Yılmadığında, pes etmediğinde, vazgeçmediğinde.

Geride bırakacak kimsesi kalmadığında.

Umutsuzluk etrafını sarsa da küçük bir dala tutunduğunda, hatta o daldan düşse bile elinde kalan yaprağa sevindiği zaman büyüyor.

Acısının, üzüntüsünün gözlerinden okunduğunu bildiği zaman toparlandığında, olmayacak ilişkiler için çaba harcamadığında, daha fazla düşmemek için pılını pırtını toplayıp çekip "gidebildiği" zaman ve asla geriye dönmediği zaman...

Birinden nefret etmenin, kin duymanın tadına varıp hırs yaptığında, karşısındakinin düşüşünü görüp sustuğunda büyüyor, buna sevindiğinde değil.

En dibe vurduğu zaman, birinin omzunda saatlerce ağlamaya en ihtiyaç duyduğu an oturup kendi göz yaşını sildiğinde, enfes bir mutluluk maskesi takıp ortalıkta dolaşmaya başladığında...

Geçmişe arkasını döndüğünde değil! "Evet bunu ben yaptım, bunlar benim tercihlerim, benim geçmişim, benim özüm bu" diyip yaşadığı her şeyi unutmadan, neydim ne oldum demeyip ne olacağım dediği zaman...

Hakkında hiçbir şey bilmeyen insanların, hatta çok sevdiğinin bile "sen çocuksun" dediğinde oturup buna kahkaha attığı zaman büyüyor bir insan.

Klişe ama doğru bir söz vardır "çok gülen insanlar içinde çok acı biriktirmiş olan insanlardır" diye. İstediği kadar çok konuşsun, istediği kadar çok gülsün, gezsin, hiçbir derdi yokmuş gibi gözüksün, etrafındaki kalabalık içinde yalnızdır insan ve hep yalnız kalacaktır. Ve sen çok sevdiğim beni istediğin kadar çocuk gör, ben senin asla kaldıramayacağın yükleri bindirdim omzuma. Ben böyle büyüdüm asıl sen hep çocuk kal...



14 yorum:

  1. Yazını okurken 'Zardanadam'ın Hepsi Hepsi Hayat Nasıl Olsa' şarkısı geldi birden aklıma.

    Herkesin hayatında vardır böyle hayal kırıklıkları. Vurur, yıkar ve parçalar derinden. Ama asıl önemli olan her şeye rağmen toparlanabilmek ve hayata kaldığı yerden, hiç bir şey olmamış gibi devam edebilmektir. Hayat bazen çok acımasız olabiliyor evet. Ama her gün yeniden güneş doğuyor ve yaşananlar artık 'geçmiş' oluyor.

    Alışmak ve unutmak bize bahşedilen en büyük armağan bence. Bu armağanları da yeri geldiğinde çekinmeden, korkmadan kullanabilmeliyiz. Sevgiler..

    YanıtlaSil
  2. Çok güzel bir yazı gerçekten tebrik ederim. Blogunuzun tasarımıda çok güzel.

    YanıtlaSil
  3. Ne de güzel yazmışsın! Eline yüreğine sağlık!

    YanıtlaSil
  4. Herkese çok tesekkur ediyorum :)

    YanıtlaSil
  5. Umarim tüm bu tecrübeleri yasamamissindir ancak kötü tevrübeler sonrasi bile ayaga kalkip basimiz dik yola devam edebiliyorsak büyüyoruzdur bana göre.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsan yaşamadan anlamaz, anlayamadığını yazıya dökemez bazı insanların da büyümesi için bunları yaşayıp yoluna bakması gerek dediğiniz gibi :)

      Sil
  6. Çok güzel bir yazı olmuş, eline sağlık

    YanıtlaSil
  7. Evet yaşananlar insanı büyütüp, olgunlastiriyor. inşallah hep güzel şeyler insanları büyütsün. Takipteyim bloğunu. Bende bloğuma beklerim. sukrancapaylasimlar.blogspot.com sevgiler

    YanıtlaSil
  8. Midemde uçuşan kelebekler zehirlenince, artik uçmayı bırakınca büyüdüm sanırım.:(

    YanıtlaSil
  9. Hayat bazen bir saniyeye sığacak kadar kısa; bazen de bir saniyeyi bekleyemeyecek kadar uzun gelir insana...!? Öğrettiklerini öğrenmeye mecbur olduğumuz tek öğretmen; hayatın kendisidir..!? Ancak çok acımasız bir öğretmendir hayat; ders vermeden sınav yapar..? Değişmeyen tek bir gerçek vardır o da...!?Bazen hayat üzerinde düşünmeye değmeyecek kadar kısadır...! Ama değişmeyen bir realite vardır...!? OLDU ile ÖLDÜ arasındaki tek fark üzerlerindeki noktalardır..!? Ne olduyu değiştirebilirsiniz; ne de ölene geri getirebilirsiniz..!Hayatın size öğrettiklerine ister ister mutluluk isterseniz deyin bu takdiriniz hayatı bağlamaz...!? BENJAMİN FRANKLİN'İN dediği gibi; vardır..!> YÜREĞİNİZE ,EMEĞİNİZE SAĞLIK HEP SEVGİ İLE KALIN HATTA HAYATI SEVİN DE O DA SİZE YAPTIĞI YANLIŞLARDAN UTANSIN:)) D.U

    YanıtlaSil
  10. Yazı çok güzel efendim Kalbinize sağlık...

    YanıtlaSil

Ne düşünüyorsan..